Bireysel ifade arayışlarınızın samimiyeti..

Bireysel ifade arayışlarınızın samimiyeti..

Bireysel ifade arayışlarınızın samimiyeti ile ilgili savunma gereği duyduğunuz birçok durum için geçerli yalanlama reflekslerinizin farkında bile olmadığınız bir yeteneginiz olarak alışmaktan başka çareniz yokmuş gibi davranmayı inatla sürdürüyorsunuz. Neredeyse tüm alışkanlıklarınıza benzer yaklaşımda, düşünmeyi de bir alışveriş hesabı açlığında değersizleştirdiğiniz ‘doğanız’ı da mahvederek yapıyorsunuz bunu. Sade ve yaratıcı bir başlangıç umuduyla yola çıktığınız hayallerinizin uygulaması için de her defasında ‘ihtiyactan’ kaybolduğunuz göreli çabalarınızdan geriye kalmasını beklediğiniz cesaretinizle mi kurmayı planlamıştınız görkemli geleceğinizi. O kadar kalabalığa ragmen insanlardan ve insanlıktan gittikce uzaklaşan şehirlerinizi. Işığın ulaştıgı yerdeki ağırlığını anlamadan kapıldığınız hız merakınızı. Evrenin tuhaf dengesi ve karmaşasıyla alay eder gibi harcayacağınız yeni dünyalarınızı.

Ne arıyordunuz gerçekten? Zamanın ölçülebilir hallerine eşdeğer emek tanımından çok daha başka bir tatmine gerçekten ihtiyacınız var mıydı? Sıradan bir matematik dahilinde saymayı sürdürdüğünüz tekrarlarınızdan merakla ortaya çıkmasını beklediğiniz yeni renklerin yansımasında daha ne kadar çirkinleşmeyi düşünmüştünüz?

Aslında arayışın temelinde yer alan bir vasıfsızlık hikayesinden bahsediyoruz. Göreceli kahramanlıklarını kendinizin begendiği, yine kendi alkışladığınız rejimlerin kadrolarınca alacaklı mı yoksa borclu mu cıkacagınızın derdinde bir gülmece. Parklarda cocuk olmayı becerememiş cocukların yaptıgı kumdan krallıklar. Kağıdın biçemiyle içeriği arasında sıkışmış matbaa daarcıgındaki iki kelime kurnazlığı sabıkalarınız. İçeride mi olmak vardı, yoksa dışarısı da aynı gamı tadar mıydı diye çizemediğiniz sınırlarınız. Size sizi anlatan rollerden bile kıskandığınız önyargılarınız. Korumak zorunda olduğunun telaşına düşmeden saldırıya geçen tabularınız. Kaybetmeyi cocuklugunda öğrenememiş ve ögretilmemis mesleki uzman raporlarınız. Karşılığında kobay olmayı/seçmeyi becerebilmiş açlığınız. Ve ‘bilme’ eylemini fazlasıyla hafife alarak sürekli kişiselleştirdiğiniz suni kararlılığınız olmadan da bir şekilde kabullendiğiniz payı için hissedebileceğiniz salt bir gerçeklik bulunabilir(di). Belki.

Belki diyorum çünkü bu seviyede bir bilincin söz konusu olabileceği ve çokca gündeminizde kalmasını tavsiye edebileceğim vasıflarınızdan ve sığ kalıplarınızdan birisi, inanmak. Ve inanıp inanmadığınızı ya da neye inanıp neye inanmadığınızı tasvire gerek olmaksızın koruyabileceğiniz bir samimiyet içinde sınır tanımadan ayrıstırdığınız ve boyadığınız yüzler/bedenler size bakıyor. Kendinizi tanıyabilecek misiniz?